26 Mart 2016 Cumartesi

Pazar Kahvaltısı İçin Yumurta Tarifleri


Herkese mutlu hafta sonları:))
Yarın pazar... Haftanın en güzel kahvaltı masası pazar günleri kuruluyor. Evde çalışan kişiler pazar günleri tatilin keyfine sabah yapacakları güzel bir kahvaltı ile başlar. Ben kahvaltı öğününü çok seviyorum. Uzun uzun masada oturup sohbet etmek, farklı lezzetler hazırlamak ve yemek, çayı sıcak sıcak içmek ve hatta çay keyfine koltukta devam etmek en sevdiklerim:)) Kahvaltı için poğaça, krep, pancake, börek gibi yiyecekler hazırlıyorum. Bir de yumurta var tabi. Eşim de ben de haşlanmış yumurta ve omlet sevmiyoruz, yağda yumurtayı iyice çırparak beyazları görünmeyecek şekilde yiyebiliyoruz. Ben de yumurtayı farklılaştırmak için peynirli veya sucuklu yapıyorum.

  • Peynirli yumurta benim favorim. Yumurtayı kırıp bir kasede tuzla çırpıyorum. Sonra içerisine beyaz peynir parçaları ve kaşar rendesi atıyorum, tekrar çırpıyorum. Bir sahanda sıvı yağ ve çok az tereyağı kızdırıp yumurta karışımımı döküyorum. Kısık olarak hiç karıştırmadan bir tarafını şişiriyorum. Arada ortasında kaşıkla delikler açıp sıvı kısmın oraya akmasını sağlıyorum, aynı işlemi kenarlardan da yapıyorum. Ama kesinlikle alt üst edecek şekilde değil. Bir taafı pişince bir kapak veya tabak yardımıyla ters düz ediyorum. İkinci taraf da pişince tabağa alıyorum. Peynirler eriyor ve çok güzel bir lezzet veryor. Tavsiye ederim:))


Peynirli yumurta
  • Bir diğer yağda yumurta da sucuklu olan. Hemen herkes bilir ve yapar. Ben de kendimce anlatmak istiyorum:) Önce sucukları yağsız teflon tavada pişiriyorum ama tam pişme olmuyor. Sonra az tereyağı ve sıvıyağ koyuyorum üzerlerine onlar eriyip ısınınca kenarda çırpılmış yumurtaları ekliyorum. Yine aynı yöntemle arkalı önlü pişiriyorum. Ve servise hazııır... Ben ekstra sucuk kızartıp kenarına koyuyorum. Siz dilerseniz hepsini yumurtayla karıştırarak yapabilirsiniz. Miktarlar herkesin damak tadına göre değişebilir.


Sucuklu yumurta


Benden yumurta fikirleri bunlar:)) Umarım güzel bir pazar güzel bir kahvaltıyla başlasın hepimiz için. Sevgiler...


25 Mart 2016 Cuma

Bayat Ekmeklerle Neler Yapılır Neler, Ama Çöpe Atılmaz...


Ekmek...

Ekmek çeşitleri

Ekmek zengin olsun fakir olsun, rejim olsun veya olmasın tüm sofraların olmazsa olmazıdır. 'Bir kuru ekmek', 'Ekmek parası'... gibi tabirlerde de kullanılan ekmeğin değeri büyüktür. Biz küçükken annemiz bize ekmek kırıntısını yere düşürtmez, sofrada bölünen ekmeğin kırıntılarını da parmaklarıyla alırdı. 'Bunu bulamayanlar da var' hep de bunu söylerdi. Öyle bir alışmışız ki şimdi ben de ekmek için aynı özeni gösteriyorum. Evde ekmek varsa fazladan almıyorum, bayat ekmekleri mutlaka bir şekilde değerlendiriyorum. Annemin sözleri kulaklarımda hep ' Ekmeğe dikkat etmezsen bereket kaçar':)
İşte bu yüzden ben de bu yazımda ekmekleri nasıl değerlendiryorum onlardan bahsetmek istedim. Herkesin evinde bayat ekmek kalıyordur. Misafr geldiğinde fazlaca alınan ekmekler, haftasonuntaze ekmekle kahvaltı yapmak için bolca alınan ekmek ve bu gibi sebeplerle kenarda biraz kalıyor işte. Önemli olan onları da değerlendirebilmek. Ben neler yapıyorum bakalım:)

  • Birçoğumuzun da yaptığı gibi bayat ekemklerle köfte yapıyorum. Bayatlayan ekmeklerimi robottan geçiriyorum. Sonra buzdolabı poşetlerine koyup buzluğa atıyorum. İhtiyacım oldukça çıkartıp köfte için kullanıyorum. 
  • Genellikle bayat ekmeklerimi dilimleyip buzdolabı poşetlerine koyuyorum. Buzlukta uzun süre bekleyebiliyor. Hafta sonu kızarmış ekmek yapmak için çıkarıyorum. Teglon tavada kısık ateşte arkalı önlü kızaryıyorum ve tereyağı ile muhteşem oluyor.
  • Yine buzluğa attığım dilim ekmeklerimle pratik pizza yapıyorum. Bunun ilgili Pratik Pizza Tarifi adlı bir yazı yayınlamıştım. Çok pratik ve lezzetli bir yöntem. Kesinlikle tavsiye ederim.

  • Buzluktaki ekmekleri veya bir kaç gün beklemiş bayat ekmekleri küp küp doğrayıp fırında kızartıyorum ama çok fazla değil. Kıtır kıtır olacak kadar kızartıp et suyu ile ıslatıyorum. Üzerine köfte kızartıp dilimliyorum. En üstüne de yoğurt döküp servis yapıyorum. Bu da benim çok sevdiğim tariflerimden biri kesinlikle tavsiye ediyorum.


  • Bayat ekmekleri taze ekmek yumuşaklığına ulaştırmak da mümkün. İlk olarak şunu söylemek gerek: Ekmeğin bayatlayarak sertleşmesinin temel nedeni içerdiği su miktarında meydana gelen azalma. Yani ekmeğin kaybettiği suyu ona verirsek yeniden yumuşatabiliriz. Bunun için kapaklk bir teflon tencere kullanıyorum. Ekmekleri dilimli veya parçalı olarak yerleştiriyorum. Elimle biraz su çiseliyorum. Toplamda 2 yemek kaşığı kadar. Ekmeklerin üstüne ve tencerenin dibine gelen bu su kısıt ateşte buharlaşarak ekmeğin içersine geçiyor ve ekmekler tazeliğini geri kazanıyor. Eğer hiç denemediyseniz mutlaka deneyin. Sonuç çok başarılı oluyor:))
  • Bunların hiç birini yapamadım ve bayat ekmekleri kullanacak bir amacım yoksa mahalle sütçüsüne veriyorum, kuşlara veriyorum. Asla çöpe atmıyorum. Siz de çöpe atmayın. Ne şekilde olursa olsun değerlendirmeye çalışın ama atmayın. Bu benim sadece duyarlılık adına bir tavsiyem. Aslında sadece ekmek için değil her türlü atığımızı değerlendirmeye çalışmalıyız. Hayvan barınakları, sokaktaki hayvanlar yemek artıklarına muhtaçlar. Belediyelerin bu amaçla toplama kutuları mevcut. Etrafımızda bu kadar çok ihtiyaç sahibi CANLI varken bizim ÇÖP deme lüksümüz yok! 
Herkese iyi hafta sonları diliyorum:)))



21 Mart 2016 Pazartesi

BENİ TANIYIN!!!MİMLENDİM


Herkese çok güzel bir etkinlikten merhabalar:)
Bu etkinliğin adı Beni Tanıyın:)
Sevgili arkadaşım, blog yazmaya başladığım ilk günden beri zevkle takip ettiğim, iki prenses annesi Ilgın ve Duru'nun Renkli Dünyası ndan tanıdığınız Banucum beni mimlemiş. Çok teşekkür ediyorum arkadaşım ve seni daha yakından tanımak çok güzeldi:)
Şimdi sıra bende...
İsmim Funda. Bir çiçek olarak da bilinen çalılık türünde bir bitki demek. Aslında bir adım daha var o da Hümeyra. Anlamı beyaz tenli bayanlar için kullanılan bir sıfat:) Tüm yakınlarım Funda ismimi kullanıyor:)
1984 doğumluyum. İki kız çocuğuna sahip anne babanın büyük kızıyım. 1 yıllık evliyim.
Kimya yüksek mühendisiyim ve bir ilaç firmasında çalışıyorum.
Annem ve babam Antalyalı. Ben İstanbul doğumluyum hep burada yaşadım. Ama memleketimi çok seviyorum. 
Başak burcuyum. Temizliğe önem veririm. Biraz detaycı biriyim. Güvenilir ve sadık biri olduğum söylenir. Genelde sakin bir yapım vardır ama sinirlenince de şaşırtıcı olabiliyorum:) Sabırlıyım belki de o yüzden. Her şeyden şikayet etmeyi sevmem ama suistimal edilince dayanamıyorum. 
En sevdiğim özelliklerm sabırlı ve iyi niyetli olmam. Bir de hiç kin tutmam ve küs kalamam. Bu huyumu da seviyorum. 
Biraz ayrıntıcı olmaktan bazen sıkılıyorum. Boş veremiyorum her zaman bu da sürekli kafamı yoruyor. 
Ailemi çok seviyorum. Bir kız kardeşim var o da blog yazarlarından Fulya Süzen. 
Bitkileri aslında doğayı çok seviyorum. Çiçek yetiştirmek en büyük hobim. El işlerini de severim. Vakit buldukça yapıyorum. Kitap okumak film izlemekten daha güzeldir bence ama şu aralar hiç fırsat bulamıyorum. Sevdiklermle film izlemek daha kolay oluyor ve birlikte vakit geçirebiliyorum. Yürüyüş yapmayı severim. 
En büyük fobilerim yükseklik ve köpekler:)) Genelde hayvanlardan korkarım ama en çok köpekten:)))
Evde en çok sevdiğim yer mutfaktır. Değişik yemekler yapmayı severim. En sevdiğim yemek taze fasulye:) En sevdiğim tatlı diyemeyeceğim çünkü hepsini çok seviyorum:))
Sanırım yaz ayında doğduğumdan bahar ve yaz düşkünü bir insanım. Sıcak havayı, güneşi çok severim. 
Hayatta iyi ve kötü çok fazla olay yaşadım. Hepsinin bana bir şeyler kattığını biliyorum. Çok büyük kayıplarım da oldu ama hayat devam ediyor. İyi bir kalp hayatı güzelleştirir diye düşünüyorum. İyi insan olmak ailemin bana öğrettiği ilk şeydi. Ben de bu amaca uygun yaşamaya çalışıyorum. 
Benden bu kadar. Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim:) Banucum bana bu fırsatı verdiğin için tekrar teşekkürler. Şimdi ben de severek takip ettiğim nir arkadaşımı mimleyeceğim. O da harika el becerisiyle beni mest eden MERVE oluyor. Eminim pek çoğunuz da Merve'nin Evinden blogunu biliyorsunuzdur. Şimdi onu da yakından tanıyalım istedim. 
http://merveninevinden.blogspot.com.tr
Sevgiler...








20 Mart 2016 Pazar

Evde Tavuk Döner Tarifi

Herkese iyi pazarlar dilerim,
Herhalde tavuk döneri sevmeyenimiz yoktur. İster pide ile ister lavaş dürüm olarak istersek de pilav ile porsiyon olarak yiyebileceğimiz lezzetli bir yiyecektir. Bugün bu lezzetin evde nasıl yapılacağından bahsedeceğim. Bu tarifin bir avantajı da şu: Tavukları önceden buzluktan çıkarmaya gerek olmaması. Bu konu beni bazen zorluyor. Kıymayı ve tavukları tek sefer yapmalık değil biraz daha fazla alıyorum. Onları bir pişirmelik olarak parçalayıp buzluğa atıyorum. Böylece her zaman elimin altında malzemem oluyor. Ama bazı sabahlar evden çıkmadan önce buzluktan yiyecekleriçıkarmayı unutuyorum ve akşam geldiğimde yapacağım yemek için zaman kaybı oluyor. İşte bu tarif benim bu kaybımı önlüyor:) Çünkü ince dilimler alabilmek için tavukları buzlu haliyle doğramamız gerekiyor. 
Şimdi tarif için malzemelere geçelim
*tavuk göğsü
*sıvı yağ
*baharat
*tuz

İlk olarak buzluktan çıkan tavuk göğüslerini ince ince doğruyoruz. Mümkün olduğu kadar ince olmasında fayda var. 



Daha sonra az miktarda sıvı yağ bulunan tabamızda tavuk parçalarını kızartıyoruz. Parçalar birbirnin üzerine gelmemeli. Eğer miktar fazlaysa benim yaptığım gibi parti parti çalışıyoruz. Kızarttığkmız parçaları bir tabağa alıp diğer kısma geçiyoruz. 



Tüm kızartma işlemi bitince tavukları tekrar tavaya alıp biraz daha sıvı yağda çeviriyoruz. Bu esnada baharatlandırma işlemini yapıyoruz. Ben baharat olarak karabiber, pul biber, kekik, köri, kimyon kullandım. Tuzunu da ilave edip hepsinin iyice karışmasını sağlıyoruz ve tavuk dönerimiz hazır:)) Afiyet olsun...





18 Mart 2016 Cuma

Yemeklik Yağ Tercihlerim

Merhabalar,
Bugün eski günlerime biraz döndüm. Üniversite yıllarım ve yüksek lisans çalışmamla ilgili hatıralardan bahsedince aklıma blogumda paylaşacağım yazı geldi:) Yağlar- Yemeklik Yağlar. Tez çalışmam olarak bir yıl deneysel olarak yağların içeriğini ve nasıl zenginleştirebileceğimizi çalışmıştım. Bu yazımda da sizlerle kendi kullandığım yemeklik yağları ve neden kullandığımı paylaşmak istedim.
Herkes kendi mutfağında farklı formüller ve malzemeler kullanır. Benim de yağ olarak tercihim ayçiçek yağı ve zeytinyağı. Pilav ve makarnalarım için de biraz tereyağ. Margarini kullanmamaya çalışıyorum ama tamamen mutfağımdan çıkarmam mümkün değil. Bir çoğumuz biliyoruz ki margarin sağlığımızı ciddi olarak tehdit ediyor ama yediğimiz yiyeceğin lezzetini de önemserim ve arada yapılan bu tür kaçamaklara müsaade ederim:)


İlk olarak katı yağlardan başlayayım. Tereyağı makarna, pilav ve patatesin bir de kahvaltıların vazgeçilmezidir bence. Makarna ve pilavda ayçiçek ve tereyağı kullanıyorum. Tereyağı ile ilgili kısa bilgiler vermek istiyorum. Tereyağı hayvansal bir yağdır. İnek,keçi, koyun veya manda sütünden elde edilir. Kaliteli bir tereyağı için kaynağı alınmamış süt kullanılmalı. Çünkü tereyağının lezzetini ve kıvamını veren budur. Eskiden köylerde sütten mayalanan yoğurt ayran şeklinde çırpılır ve şekildeki gibi yayıklarda köpürtülerek yağının çıkması sağlanırmış. Bu oldukça uzun zaman ve emek isteyen bir iş. Artık yayık makineleri var ve üretimi onlarda yapılıyor. Çıkartılan yağ su ile bolca yıkanıyor ve kaplara koyuluyor.
Doymuş yağ oranı yüksek olsa da doğal bir ürün olan tereyağı sağlık açısından faydalıdır. Tabi kalp ve damar hastalarının bunu kullanırken doktor kontrolünde olması gerekir ama bir dönem söylediği damar tıkanıklığına sebep olma gibi bir tehlikesi yoktur. A,D ve E vitamini içerir. Hayvansal bir ürün olması vitamin ve protein değerlerinin bol olduğunu ispatlar. Size bir de tarif vermek istiyorum. Eğer öksürük sorunu yaşarsanız tereyağı ve pekmezi karıştırıp biraz ocakta pişirin. Yağ eriyip ısınınca onu için birebir gelecektir.
Margarini yemeklerde hiç kullanmıyorum ama hamur işleri margarinsiz olmuyor. Katı yağ içeren tüm tariflerde yarı yarıya margarin ve tereyağı tercih ediyorum. Margarinler bitkisel ve hayvansal yağların çeşitli kimyasal işlemlerden geçmesiyle elde edilir yani tereyağı gibi doğal bir doymuş yap değildir. Bu nedenle mümkün olduğunca uzak durmamız gerekir.
Tereyağı

yayık

yayık

İkinci olarak mutfakta en çok kullandığım ayçiçek yağından bahsetmek istiyorum. Kızartmalardan salatalara, yemeklerden soslara pek çok yemeğin hazırlanışında ayçiçek yağı kullanıyorum. Ayçiçek yağı ayçiçek bitkisinin çekirdeklerinden elde edilir. Kalitesi ve besin değerleri çekirdeğin kalitesine ve hasat zamanına göre değişkenlik gösterir. Kaliteli bir ayçiçek yağında %75 oranında doymamış yağ asitleri bulunur. Bu oran kalp ve damar hastalıklarında tehlikesinin olmadığını gösterir. Yüksek oranda E vitamin içermektedir. 
Üretimi çekirdeklerin soğuk preslenmesiyle gerçekleşir. Açık sarı renkte ve kokusuz denilebilecek bir yağdır. Kaynama noktası zeytin yağına göre daha yüksek olduğu için ısıya dayanıklılığı daha fazladır. Bu nedenle kızartmalarda en çok ayçiçek yağı tercih edilir.
Ben yemeklerimin türüne göre yarı yarıya ya da üçte iki oranında ayçiçek yağı kullanıyorum. Diğer kısım zeytin yağı. Hem hafif hem lezzetli hem de sağlıklı olduğunu düşünüyorum. 

Ayçiçek yağı
Son olarak mutfağımın kıymetlisi sızma zeytin yağım var:) Özellikle sızma diyorum çünkü zeytin yağının pek çok çeşidi mevcut. Rafine yağ, riviera, pirina...türleri var ancak en kaliteli ve sağlıklı olanı sızma zeytin yağı. Çünkü sızmada zeytin çekirdekleri soğuk presle sıkılıp şıranın içerdiği yağ ayrıştırılır. Rafine ve rivierada ise yağın kalitesini bozmayan kimyasal yöntemler kullanılır. Bu da doğallıktan biraz uzaklaşıldığının gösterir. TSE nin de kusursuz olarak adlandırdığı yağ çeşidi SIZMA zeytin yağıdır. Benim de size tavsiyem sızmayı tercih etmenizdir. Ben zeytin yağını yemeklerden çok salata ve soslarda çok seviyorum. Kahvaltı için yatım çay bardağı zeytin yağı, biraz limon , pul biber ve kekik karışımını çok kullanırım. Zeytinlerimi tatlandırmak için kullandığım bu sosu ekmekle yemek inanılmaz lezzetli oluyor:) 
Faydalarına gelecek olursak ilk akla gelen kalp ve damar dostu olmasıdır. Kolesterol düşürücü, damar açıcı ve kalp hastalıklarını engelleyici olduğunu pek çoğumuz biliyoruz. Merkezi sinir sistemindeki oluşacak hasarları önler, yaşlanmayı geciktirir, iyi bir hücre yenileyicidir. Anne sütüne eş değer kıymetli yağ asitleri barındırır. A, D, K ve E vitaminince zengindir. Doğal bir kabız önleyicidir. Küçük çocuklarda bile uygulandığına rastladım. 1 kaşık zeytinyağı bağırsakların çalışmasına yardımcı olur.  Ve daha pek çok olumlu etkileri yaşamımızda bizi daha sağlıklı kılar. Ama bilinmesi gereken bir konu da zeytin yağının ısıya olan duyarlılığıdır. oldukça düşük kaynama noktası olduğu için yüksek sıcaklıklara çıkarmamak gerekir. Yani kızartmalarda kullanmak çok mantıklı değil. Onun yerine salata, sos ve yemeklerde kullanılmalıdır. Yemeklerde kullanırken şu sırayla kullanmanızı tavsiye ederim: Önce ayçiçek yağı sonra soğanlar ve biraz kavrulduktan sonra zeytin yağı. Hatta zeytin yağını yemeğin suyunu verirken bile ekleyebilirsiniz. Böylece hem kalitesi hem de lezzeti bozulmamış olacaktır.

Zeytin yağı
Mısır yağından bahsetmeyeceğim çünkü ben kullanmıyorum. Daha öncelerden annem mutlaka kullanırdı ve çok farklı bir lezzet katardı. Ama artık şeker mısırı üretiliyor ve organik tohumu kalmadı. Hibrit bir ürünün yağını kullanmak istemiyorum. Maalesef bizleri böyle bir lezzetten ve sağlık deposundan mahrum ediyorlar:((
Herkese lezzetli ve sağlıklı günler dilerim...



14 Mart 2016 Pazartesi

Keçeden Zarf Yapımı


Merhabalar,
Bu yazımda sizlerle bana gelen bir davetiyeyi paylaşacağım. Evet bu bir davetiye epeyce süslü ve farklı bir davetiye:) Ben de bu nedenle bugün yazı konum oldu. 
Brn davetiyeyi görünce bunu nasıl kullansam diye düşündüm. Makyaj kalemleri koyulabilir, boyutları uygun olsa telefon kılıfı yapılabilir, biz bayanların özel gereçleri için kamuflaj olabilir:)) Belki daha pek çok amaçla kullanılabilir. Sizlerin de tavsiyelerini bekliyorum. 

Keçeden zarf

Keçeden yapılmış bu zarf aslında herkesn kolaylıkla yapabileceği bir el işi. Eminönünde ve el işi malzemesi satan dükkanlarda bu keçelerin türlü renkleri ve kalınlıkta olanları var. Öncelikle oluşturmak istediğimiz zarfın boyutlarını belirleyelim. Keçeyi sabun veya kalem ile çizerek keselim.   Ön taraf dikdörtgen arka taraf zarfın kapanması için dikdötrgen+üçgen şeklinde keselim. Süslemek için ne istersek kullanabiliriz. Burada tülden yardım alınmış. İstersek farklı renklerde tüller, kurdelalar veya boncuklar, taşlar kullanabiliriz. Keçeler yanlardan dikip kapak kısmına cırt-cırt yapıltıralım. Yine burada tüyler ve uğur böceği kullanılmış isteğimize göre düğme veya taş kullanabiliriz. 



Keçe zarf ön yüzü

Keçe zarf arka yüzü
Bu zarfı isterseniz çantanızda taşkmak için yapabilirsiniz. İsterseniz  bebek doğjm günü, diş buğdayı, kına gecesi... gibi kısmen daha az misafirli olan davetlerinizde davetiye olarak kullanabilirsiniz. İç hacmini büyütmek için yan taraflara şerit şeklinde keçe parçaları kesip üç boyutlu bir kutu haline getirebilirsiniz. 

Keçe zarf


Bana da nerelerde kullanabileceğim hakkında fikirler verirseniz sevinirim:)) 

13 Mart 2016 Pazar

Evde Supangle Tarifi

Herkese tatlı pazarlar:)
Dün yaptığım tatlımın tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum. Her tatlı da olduğu gibi bunun da 1 gece dolapta dinlendirilmesi tadına tat katıyor. Şimdi gelelim tarife... Gayet pratik ve lezzetli bir sütlü tatlı.
Supangle

Malzemeler

1 lt süt
1 su bardağından bir parmak eksik toz şeker
1 yumurta sarısı
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı nişasta
2 yemek kaşığı kakao
80gr çikolata( ben sütlü çikolata kullandım)
1 vanilya
1 tatlı kaşığı tereyağ (kullandığım çikolata paket çikolata olduğu için içeriğindeki yağı da hesaba katmam gerekti. Siz damla çikolata kullanacaksanız 1 yemek kaşığı tereyağ kıllanabilirsiniz)

Yapılışı

Kuru malzemeleri tencereye alıp karıştırıyoruz. Böylece topaklanmayı engelliyoruz. Daha sonra süt ve yumurtayı ekleyip katıştırıyoruz. Yumurtanın iyice karışması için çırpıcı kullanabiliriz. Ocağa alıp kıvamlanana kadar pişiriyoruz. Bir iki taşım kaynatıp ateşi kapatıyoruz ve çikolta ile tereyağı ekleyip karıştırıyoruz. Tamamen eritip homojen bir kıvam alınca porsiyonlayabiliriz. Soğuduktan sonra buzdolabında en az 3-5 saat dinlendiriyoruz. İkram ederken üzerine hindisatn cevizi tozu ekleyebiliriz.
Afiyet olsun...

10 Mart 2016 Perşembe

Lezzetli Yemeklerin Gizli Kahramanı Baharatlarımızı Nasıl Saklamalıyız? ve Günün baharatı Karabiber:)


Merhabalar,

Bu yazımda sizlerle yine mutfaktan fikirler paylaşacağım. Konumuz baharatlar: Nasıl saklanmalıdır, ne tür baharatlık seçilmelidir, tazeliğini nasıl anlayabiliriz ve bu yazının şanslı baharatı olarak karabiberden bahsedeceğim:)

Baharat tarihin en eski ticaret ürünlerindendir. Öyle ki ticaretini yapmak için adına yollar açılmıştır. Antik çağdan günümüze kadar kullanımı devam eden bu ürünün kullanımı Uzak Doğuda başlamıştır. Eski Yunan, Mısır, Roma ve Çin 'de baharatlar tedavi edici şifalı ot olarak kullanılmaya başlamıştır. Günümüzde baharatları hem tedavi hem de lezzet artırıcı ek gıdalar olarak kullanmaktayız. 

Baharatlar bitkilerin yaprak, kök veya meyve kısımlarından elde edilir, işlenerek toz haline getirilerek mutfaklarımızda yerini bulur.Ülkemizde baharat açısından en zengin bölge sanırım Güney Doğu Bölgesidir. Çeşitli koku, tat ve renk özellikleriyle hepsi birbirinden değerli bu ürünlerin miktarı az ama etkisi çoktur:) 

Peki mutfağımızın vazgeçilmezi baharatları nasıl muhafaza etmeliyiz? Gıdaları saklama koşullarıyla ilgili bir yazım olmuştu ve burada dilerseniz Buradan ulaşabilirsiniz.
Öncelikle naçizane kendi baharatlık seçimimden bahsetmek istiyorum. Baharatlık seçimi tabiki zevkimize uygun şekilde yapılmalıdır ancak görselliği kadar işlevi de önemlidir. Ben baharat takımımı seçerken nelere dikkat ettim onları söyleyeyim:
  • Küçük boyutlarda olması: Baharatlarımızı çok fazla miktarlarda satın almamalıyız. Yaklaşık olarak 2-3 aylık kullanım periyotlarında küçük miktarlarda almalıyız. Böylece her daim taze kalırlar. Çok büyük kavanozlara fazla miktarda baharat koyarsak onu her açtığımızda kokusundan ve kalitesinden bir parça azalma olacaktır. Bu nedenle azar azar almalı ve küçük kavanozlarda saklamalıyız.
  • Kapaklarının sıkı olması: Yine tazelik açısından sıkı kapaklı kaplar tercih etmeliyiz. Baharatların kesinlikle hava ve nem almaması gerekir. Aksi durumda özelliğini yitirirler.
  • Cam veya porselen malzeme olması: Gıdalarda genel olarak cam veya porselen seçmeliyiz. Ben baharat takımımda cam bir kısım olması istedim çünkü içerisinde ne olduğunu görmek işimi kolaylaştırıyor. Akrilik ve benzeri ürünler koku ve rutubet yapabilir bu nedenle tavsiye etmem.
Bunun sonucunda seçtiğim baharat takımım şöyle:))

Baharat Takımı
Baharat takımımız kadar bunları nereye koyacağımız da önemli. Bir programda duymuştum ve dikkatimi çekti. Baharatlarımızı genellikle ocağa yakın yerlere koymayı tercih ederiz. Hatta davlumbaz üstü en çok rastlanan yerdir. Ama bu bölgelerde yemek buharı çok olduğunda baharatlarımızın tazeliği garanti altında olmuyor. Mümkünse takımı buhar yolunun dışında bir yere koymayı tercih etmeliyiz. Musluktan ve camdan da uzak tutmak faydalı olacaktır.

Şimdi bu yazımda seçtiğim sevgili baharatımız Karabiber'de sıra:)) Karabiberi seçtim çünkü pek çok yemeğin gizli kahramanıdır kendisi:) Tane karabiber, toz karabiber, beyaz veya siyah karabiber olmak üzere çeşitleri vardır. Siyah ve beyaz karabiberin arasındaki tek fark toplanma zamanı. Beyaz olan olgunlaşınca toplanıp kabukları soyulan meyvelerden elde ediliyor. Siyah ise olgunlaşmamış meyveden elde ediliyor. Tane olarak satılanları evimizde değirmende öğütebiliyoruz ve bence ayrı bir lezzet veriyor. Ben özellikle tavuk yemeklerinde toz karabiberle birlikte tane de kullanıyorum. Daha aromatik bir lezzet veriyor.


Karabiber tohumu

                                         
                                                         Karabiber çiçeği




















Karabiber özellikle pilav, tavuk ve mercimek çorbasının vazgeçilmezidir bence:) Tüm yemeklerde karar miktarda kullanımı inanılmaz lezzet katar. Bu lezzetin sağlık açısından da pek çok faydası vardır. Karabiberin faydaları saymakla bitmiyor. Ben de bir araştırdım ve sizlerle paylaşmak istedim.


Toz karabiber
  • Doğal bir antibiyotik ve antioksidandır. İçerdiği bol miktardaki C vitamini ile vücudun savunma sistemini güçlendirir. Hastalıklara karşı korur ve tedavi için kullanılır.
  • Bakteriyal enfeksiyonlarda tedavi özelliği vardır.
  • Metabolizmayı güçlendirir.
  • Antidepresan özelliği vardır.
  • İçerdiği mineraller sayesinde saç ve cilt sağlığı için önemli etkileri vardır.
  • Diş çürümesini engeller.
  • Öksürüğe ve soğuk algınlığına iyi gelir. Hatta bununla ilgili bir reçetem bile var. Annemin yaptığı bu tarif öksürüğe birebir geliyor. 1 tatlı kaşığı bal, 1 çay kaşığı karabiber, 1 tatlı kaşığı limon suyu karıştırılıp içilince öksürüğü kesiyor. Bu doğal çözümü kesinlikle tavsiye ederim.
  • Sindirim sistemini en çok çalıştıran baharattır.
Herkese lezzetli mutfaklar...


9 Mart 2016 Çarşamba

Mim | Blog Yazarları Ne Düşünüyor? | Sohbet

Merhabalaaaar,

Mutluyum çünkü ilk kez mimlendim. Yaklaşık 4 aylık bir blog geçmişim var ve her yazımda ayrı bir heyecan vardı ama bu bambaşka oldu. Bu etkinliği çok beğeniyordum ve bakalım bana ne zaman gelir diye düşünüyordum ki Sevgili arkadaşım MERVE'NİN EVİNDEN beni mimlemiş. Kendisine çok teşekkür ediyorum. 
Blog yazmaya Kasımda başladım ama google + ile tanışmam biraz geç olduğundan aranıza daha geç katılmış oldum. İlk olarak blog yazma kararımda bana destek veren eşime teşekkür edip ardından beni blog kardeşliği ile tanıştıran Sevgili SEVDİCANN' a teşekkür ediyorum. Pek çoğunuzu onun kurduğu gruptan buldum ve güzel arkadaşlıklar kurdum. Bunun dışında blogumla ilgili eksikler bana bildirip nasıl düzelteceğim konusunda da yardımları oldu:)) Ve grupta tanıdığım değerli blog yazarı arkadaşlarım... Merve'nin Evinden, D.Soygul, Menfi'nin Günlükleri,   Ece Evren sizlere de katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim:))




Bunu yapmak çok eğlenceli umarım ben de yazacağım blog için ilk mim olurum:))


incimisali.blogspot.com     Ayşenur Üst
limonkokanpencerem.blogspot.com.tr    Limon Kokusu
fundaninpenceresinden.blogspot.com.tr  Funda Çağlayan
neselisusevim.blogspot.com     Neşeli Süslü Evim

Daha çok var yazmak istediğim ama çoğu zaten mimlenmiş olduğunda en yeni arkadaşlarımdan seçtim. Başarılar bol takipler hepimize...

1. Yakın çevrenizdeki insanlara bloğunuzdan söz ediyor musunuz?

Çok yakın çevrem dışında kimseye söylemedim. Ailem ve birkaç yakınım dışında kimseyle bunu paylaşmayı düşünmüyorum çünkü nasıl tepkiler alacağımı bilmiyorum. Çok çeşitli insanlar var etrafımızda kimin ne söyleyeceğini kestiremedim açıkçası. Hem burada çok güzel yeni arkadaşlıklar edindim. Burası farklı bir dünya ve böyle çok rahatım:) Belki kendimi blog anlamında biraz daha geliştirdiğim zaman fikrim değişebilir:)

2. Neden blog yazıyorsunuz? 

En temel sebebi geçen sene evlilik hazırlıkları yapıyor olmam. Evliliğim tam bir yıl olmak üzere ve hazırlık yaparken internetten çok faydalandım. Alışveriş listesi, dekorasyon, düğün ve kına organizasyonu derken iyiki şu internet varmış dedim:) Faydalandığım sitelere ve yazarlarına teşekkür ederim. Tabi bu koşturmaca bitince bir nefes aldım. İnsan dinlendikçe yorulduğunu anlıyor ya benimki de o hesap. Zaman geçtikçe 'ne çok koşturduk' diye düşündüm ve yaptığım hazırlıkları, kendi hazırladığım bazı planları paylaşmak istedim. Bunun yanında yeni bir ev, yeni sorumluluklar ve yeni alışkanlıklar var tabi... Mümkün olduğunda DÜNYA EVİM için yaptığım ve deneyimlediğim şeyleri paylaşarak faydalı olmak istedim ve Kasım ayından beri blog yazıyorum.

3. İlk yazınız ile en son yazdığınız yazı arasında ne gibi farklar var? 

Yazdığım ilk yazımı ve hissiyatımı unutamam. Bir MERHABA yazısıydı ve "şimdi bunu herkes görebilecek" hissiyle yamıştım ve sonra ilk yayınlarım... Çok fark var arada. Birincisi artık bir kesme ulaştım ve gelen yorumlar beni yönlendiryor. Bu nedenle artık yazdığım yazılarımda kendi karakterimi gösterebiliyorum ama ilk yazım öyle miydi:))) Gayet düz, beni çok da yansıtmayan bilgi içerikli bir yazıydı. Artık yazılarımda ben varım:)))

4. Blog yazmak normal yaşantınıza neler kattı? 

Çok şey kattı. Başta çok değerli arkadaşlar ve bloglar keşfettim. Bir çok faydalı bilgi öğreniyorum ve sohbetler ediyoruz. Bu beni çok mutlu ediyor. Ben de elimden geldiğince eğlenceli ve faydalı bir blog yazarı olmaya çalışıyorum. Bu nedenle araştırıyorum, keşfediyorum ve paylaşıyorum. Bu zincirin bir halkası olmak kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Tabi bu zincirin diğer halkası olan değerli blog arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler:) Paylaşmayı ve mutlu etmeyi tam anlamıyla yaşıyoruz blog dünyasında:)
Günlük yaşantımda merak edip öğrendiğim, uygulayıp beğendiğim herşeyde blogum geliyor aklıma. Yazamadığım zamanlar da oluyor ve inanın üzülüyorum. Çok alıştım sizlere umarım hep bu hevesle devam eder.

5. Yakın arkadaşlarınıza blog yazmalarını önerir misiniz? 

Öneririm. Hatta ilk önerimi kardeşime yapmıştım. Yaklaşık 1 haftalık yazıyorken ona bahsettim ve tavsiye ettim:)) Kendisini tanıyorsunuzdur:) SİHİRLİ YEMEK KUTUSU'ndan FULYA SÜZEN:)) Sevgiler ve başarılar...
Eğer bir arkadaşım ilhi duyarsa kesnlikle desteklerim ve acemi de olsam elimden geldiğince yardımcı olurum. Manevi olarak bile destek olmak çok önemli.

6. Hangi kaynaklardan ilham alıyorsunuz? 

Takipte olduğum tüm blogların yazılarını okuyorum ve pek çok şey öğreniyorum. Ama temelinde kendi yaşantıma dayanıyor. Hayata bakışım, zevklerim, meraklarım, deneyimlerim, hobilerim..,bu konularda yazılarım var. Yemek tariflerinde annem ve babamdan sonra en büyük ilham kaynağım NEFİS YEMEK TARİFLERİ :)) denemekten çekinmiyorum ve beğendiğim şehleri kendimce uyarlayıp sizlerle paylaşıyorum.

7. Diğer blog sahipleri ile iyi iletişim kuruyor musunuz? 

Evet mümkün olduğunca takip ediyorum. Birbirimizin yazılarımızdan yorumlar yaparak iletişdeyiz. Çok güzel yorumlar alıyorum. Ben de elimden geldiğince ve ilgi alanım olduğu konularda yorum bırakıyorum. Hatta öyle bir şey ki yazılarını göremediğim arkadaşlarımı merak ediyorum. Mesela yakın zamandan örnek vereyim: Sevgili BADEMLE BUDUK bebeğini dünyaya getirmiş. Bir kaç zaman yazılarını göremeyince ne yapıyor diye düşündüm:) Aynı şekilde Sevgili SEVDİCANN ı bir süre göremedim ve yoğun olduğunu öğrendim yani buradaki arkadaşlarımla belki tanışmıyoruz ama birbirimizin hayatındayız. Belki bir gün iletişimimiz yorumların dışına çıkacak ve daha farklı dostluklar kuracağız böyle umuyorum:))

8. Rahatsız olduğunuz konular var mı? 

Şu an için yok umuyorum da olmaz. Herşeye pozitif bakıyorum ön yargılarım yok şu anda. Ama ilerde ne olur kimlerle karşılaşırım burada bilmiyorum. 

4 Mart 2016 Cuma

Her Yaşta Bir Kumbaramız Olmalı

Herkese merhabalar,
Hafta sonunun habercisi cuma gününün tüm güzelliği ve bereketi bizlerle olsun diyerek başlıyorum veeee bereket demişken bu yazımın konusu çıkıyor ortaya "KUMBARA". Eminim pek çoğumuz çocukluğumuzda kumbarada para biriktirmişizdir. Ne güzeldi değil mi bize verilen o ufacık paraları kumbaraya atmak, kumbaranın ne kadar dolduğunu anlamak için sallamak, kaç paramız var diye açmayı ve saymayı beklemek ve hatta fırında, bakkalda, mahallemizin esnafında o bozuk paraları bütünleştirmek:) İşte bu yazımda evinde kumbarası olmayan herkese bu çocukluk alışkanlığımızı tavsiye etmek istiyorum.
Kumbara
Belki de birçoğumuzun bir kumbarası vardır ama ben evimdeki kumbaramda nasıl para biriktiriyorum onu anlatmak istedim:) Malum artık büyüdük elini öpünce para veren yok bize ama bizimde atacak bozuk paramız var elbette:)) İlk olarak kendimize bir kumbara edinelim veya evde kullanmadığımız bir kutu, kavanoz benzeri nesneyi kumbara haline getirelim. Kumbara olarak değerlendireceğimiz bu nesneyi kolay açmasak iyi olur çünkü ekmek alma sebebiyle kendi kumbaramızdan para alabiliyoruz:)
Kumbaramızı evimizin bir dolabında veya yatak odamızda saklayabiliriz. Ve şimdi buraya ne sebeplerle para atalım ben kendi fikirlerimi vereyim. Yazımı okuyup kumbarası olan arkadaşlarım kendi fikirlerini yorumlarda yazarlarsa çok sevinirim.

  • İlk olarak alışkanlık haline getirip her gün kumbaramıza bir para atmalıyız. Miktarı çok önemli değil el alışkanlığı olarak her gün onu beslemeliyiz:)
  • Cüzdanımızda bozuk para miktarı fazla olunca rahatsızlık veriyor. 3-5 TL cepte bırakıp kalanları kumbaraya atabiliriz.
  • Çamaşır makinesine atacağımız çamaşırları kontrol ederken ceplerine bakarız. Eğer cebinde para kalmışsa onu da kumbaraya atabiliriz. Sonuçta o paradan haberimiz yoktu:)) Bu benim en sevdiklerimden biri.
  • Mesela marketten alışveriş yapacağız ve promosyon, indirimli broşür takip ediyoruz. Kampanyalı bir ürün bulduğumuzda onu alıp ve normal fiyatına göre yaptığımız karı kumbaraya atabiliriz:)
  • Eşinizin ev yapmasını istemediğiniz bir şey var diyelim ki... Mesela çoraplarını kirliye atmaması, tıraş olurken suyu sürekli açması, çöp atmayı unutması... Aynı şekilde sizinde aksattığınız veya yanlış yaptığınız şeyler olabilir. Bunlar için ufacık cezalar kesilebilir:) Yapılan bir yanlışta kumbaraya para atılabilir böylece hem tekrar etmez hem de paramız birikmiş olur. İtiraf etmeliyim ben bu maddeyi evde uygulayamıyorum ama birisinden edindiğim bu fikir hoşuma gitmişti ve sizlerle de paylaşayım dedim.
Kumbara alışkanlığı çok önemli. Özellikle çocukların sorumluluk alması için uygulanabilecek güzel bir yöntem. Paranın kıymetini ve alışverişle ilgili plan yapmayı ilk olarak kumbaralarımızla öğrendik. 
Tabi büyüklerin de devam ettirmesi gerektiğini düşünüyorum:) Evin bereketi diye bilinir. Küçücük dediğimiz paraların birikince ne kadar büyük olduğunu anlıyoruz bu şekilde. Maddi durumumuz ne olursa olsun evimizde kumbaramız olsun ve küçük şeylerin birleşince büyüdüğünü görelim. 
Herkese bol bereketli günler:))


3 Mart 2016 Perşembe

Fırında Beşamel Soslu (Körili) Tavuk Sote

Herkese merhabalar,

Bu yazımda sizlerle dün akşam denediğim bir tarifi paylaşacağım. Ama tarife başlamadan önce 'Nefis Yemek Tarifleri' sitesine çok teşekkür etmek isterim. Değişik tarifler denemek istediğim zaman ilk olarak baktığım sitelerden birisidir. Ve lezzet garantili tarifler bulabiliyorum. Bu tarifi de oradan buldum üzerinde ufak değişiklikler yaptım. Kendi damak tadımıza göre eklemeler var. Ama böyle güzel bir fikri bana verdiği için tekrar teşekkür ederim.
Fırında Beşamel Soslu Tavuk Sote

Yemeğimizin yapısı şöyle:

  • Tabanda halka dilimli patatesler
  • Üzerinde çeşnilendirilmiş tavuk sote
  • En üst katta köri soslu beşamel sos ve kaşar peyniri
Biraz aşamalı bir yemek ama inanın sizi hiç zorlamayacak. İlk olarak patateslerden başladım. Halka halka dilimlediğim patatesleri derin bir kapta sıvı yağ, kırmızı pul biber, kekik, karabiber ve tuz ile harmanladım. Güzelce karıştırdıktan sonra yağlı kağıt serdiğim bir fırın kabına patatesleri sıraladım ve 180-200 derecelik fırına attım. 
Fırında patates
Patatesler fırında pişerken tavuk sotemi hazırladım. Tavuk sote için:

  • 2 tavuk göğsü (küp küp doğranmış)
  • sıvıyağ
  • 1 orta boy soğan
  • 1 diş sarımsak
  • baharatlar (pul biber, karabiber, kekik...)
  • tuz
  • yeşil biber
  • kırmızı biber
Sote için önce soğanı ve sarımsağı ince doğrayıp yağda kavurdum. Daha sonra küp küp doğranmış tavuk göğüslerini tavaya aldım. Tavuklar önce suyunu bırakır ve sonra çekerler. Suyunu  çekene kadar kavurdum. Bu sırada tuz ve baharatlarını ilave ettim. Ben bu aşamada toz karabiber atmama rağmen tane karabiber de ekledim. Çünkü soteye ayrı bir tat veriyor.
Tavuk Sote

Tavuklar suyunu çekince küçük doğranmış kırmızı ve yeşil biberleri de soteye ekledim. Biraz daha kavurduktan sonra ocaktan aldım.
Tavuk Sote
Fırındaki patatesleri kontrol edip işleme devam edebiliriz. Patateslerin tamamen pişmemesi gerekiyor çünkü tekrar fırına girecekler.

Beşamel sos için:

  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1,5 su bardağı süt
  • karabiber
  • tuz
  • köri**
Beşamel sosu ben hep bu ölçülerde yapıyorum. Unu yağda kavurduktan sonra sütü ilave edip karıştırarak kıvamlanmasını bekliyorum. Tuz, karabiber ve köri ekleyerek sosumuzu tamamlamış oluyorum. Eğer körü kullanmıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Çok hoş bir tat veriyor. Ama ilk denemede çok fazla koymamak lazım. Bu tarifte ben çay kaşığının yarısından daha az kullandım. Deneyip damat zevkinize göre miktarı belirleyebilirsiniz.
Körili beşamel sos
Veee son olarak tüm katları buluşturuyorum:)) Patatesleri fırından çıkarıp fırın kağıdını altından aldım. Patateslerden bir zemin oluşturdum ve soteyi üzerine yaydım. Tavukların üzerine Beşamel sos ve üzerine istediğiniz miktarda kaşar peynir... 180 derecelik fırında üzeri kızarana kadar pişirdim ve muhteşem lezzetle kavuştuk :)
Umarım beğeneceğiniz ve deneyeceğiniz bir tarif olur. Herkese afiyet olsun:))










1 Mart 2016 Salı

Mevsim Artık Çiçek Zamanı, Balkonlarımız Şenlensin...


Herkese iyi haftalar,
Hafta sonunun ardından yoğun bir çalışma günü geçirdiğim için dün sizlerle paylaşamadım. Hafta sonu neler yaptım :)) Havaların ısınması, güneşin daha uzun süre kendini göstermesi bana çiçekli balkonumu hatırlattı ve hemen harekete geçtim :) Daha önce de bahsetmiştim çiçekleri çok seviyorum. Ve onların bana çok iyi arkadaşlar olduklarını düşünüyorum. Çiçek sevenler bilirler onlarla konuşmak, onları bebek gibi sevmek, bir tane daha yaprak açtığını görmek için başında beklemek ve çiçeklenmesi için elinden geleni yapmak nasıl eğlenceli bir iştir. Tohum ekip büyümesini beklemek sabrı onun çiçeklenmesini veya büyümesini görmek mükafatı anlatır bize. Neyse ben işin manevi boyutundan anlatmaya devam edersem hafta sonu ektiğim çiçeklerime sıra gelmeyecek :)

İlk olarak geçen seneden ektiğim maydanozlarım ve nanelerim büyümeye başlamış. Eğer sizinde balkonunuzda imkanınız varsa küçük bir saksıya nane ve maydanoz ekmenizi tavsiye ederim. İnanın pazardan hiç almıyorum. Zaten iki kişiyiz ve bize rahatlıkla yetiyor bu saksıdakiler. Bu aylarda bol sulayarak verimini artırabilirsiniz.


Balkonda maydanoz ve nane


Mart ve Nisan ayının vazgeçilmesi Sümbül ve Laleler... Benim için de annemler sağolsunlar sümbül ve lale soğanı almışlar:) Hafta sonu onları da güzelce ektim. Daha önce ektiklerimin de büyüdüğünü gördüm. Sümbül ve lale soğanları çok derin ekilmez. Zaten soğanın üzerinde hafif yeşerme vardır ve bu kısım toprak üzerinde kalacak şekilde ekilir. Önümüzdeki günlerde mis kokusuyla balkonumu renklendirecekler inşallah:) 

Sümbül ve lale soğanı
Veee son olarak renk renk çiçekleriyle içimi canlandıran balkon menekşelerim... Dört adet menekşemi ikişer ikişer uzun saksılara ektim:) Minik saksılarını da daha sonra tohum ekmede kullanacağım:) 


Balkon menekşesi



Balkon menekşesi

Hepsinin ekim işleminden sonra can suyunu da verdim :) Bahar aylarında toprakla uğraşmak inanın insana huzur veriyor. Herkese tavsiye ediyorum. Uğraşması ayrı zevkli onların rengarenk görüntüsünü evinizde veya balkonunuzda yaşamak ayrı zevkli. Bence herkes en azından bir menekşe alsın ve eksin camının önüne:) Doğaya bu kadar zarar veriyorken bir parça da olsa ondan bir şey katalım hayatımıza:)