12 Eylül 2017 Salı

Nohuttan Yoğurt Mayası Yapımı

Anne olmanın insana kattıklarını düşünüyorum da... Evet daha uykusuz ve daha yorgun oluyor belki insan ama öğreniyor da sabırlı olmayı, fedakar olmanın en üst derecesini, duygusallığın sadece ağlamak olmadığını... Tabi bunların yanında teknik bilgiler de ediniyoruz😊 Ben de bu yazımda öğrendiğim ve uyguladığım bu bilgiyi paylaşmak istiyorum: Nohuttan maya yapmak. Bebeğimin ek gıdaya başlamasıyla birlikte bende bir panik oluştu. Herşeyi kendim yapmalıyım, en doğalı olsun, içinde ne var bilmeliyimgibi pek çok cümleyi tüm anneler kullanmıştır eminim. Ben de yoğurt mayasını güvenebileceğim bir yerden bulamayınca kendim yapmaya karar verdim. Önce biraz araştırdım nasıl yapılmış, gerçekten de tutuyormuymuş diyr. Çevremden de bir kaç kişiden duydum yapıldığını ve ilk olarak çiğ süt alarak işe başladım. Bir litre çiğ sütü 20 dakika kadar kaynattım. 20 dakikayı kaynama başladıktan sonra tuttum. Kaymağı içinde kalsın diye de hafif hafif karıştırdım aralarda. Kaynayan sütten bir su bardağını ayırdım ve kapaklı bir kavanoza aldım. Süt Yoğurt mayalama sıcaklığına gelince yıkadığım 30 tane çiğ nohutu sütün içine artım ve etrafını bir havluyla sararak fırının içine koydum. Fırını çalıştırmadan yaptım. Bu şekilde 12 saat beklemesi gerekiyor o yüzden bu işlemi yaparken sürenin bitişini hesaplamak gerekiyor. Evde olduğunuz bir zamana raslatmabız faydanıza olur. 12 saat sonra kavanozu açtım ve tel süzgeçten süzdüm. Görüntü aslında yoğun değildi sadece birkaç parça kesik süt vardı. Onlarda nohutla beraber süzgecin üstünde kaldı. Nohutları ayıkladım ve oluşan kesik sütleri yani mayamızın ilk formunu elde etmiş oldum.
 


Nohuttan elde edilen maya
Yaklaşık bir tatlı kaşığı kadar oldu. Bunu tekrar 1 su bardağı ılık (mayalama sıcaklığındaki) sütün içinde koydum ve kapağını kapatıp aynı şekilde fırına yerleştirdim. Yine 12 saat bekledim aynı şekilde süzerek mayayı ayırdım. Bu sefer biraz daha yoğun ve net kesikler vardı. Bu şekilde aynı işlemi toplamda 5 defa tekrarladım. 5. işlemin sonunda yoğurt kıvamında mayayı elde ettim ve bu sefer yoğurt mayalar gibi 1 litre süte bir yemek kaşığı maya ekleyerek yoğurdumu yaptım. İlk seferde tam bir yoğurt tadı olmadı sanki niraz nohutun tadı vardı. Ama ikincisi süper oldu.😊 Eğer siz de kendi mayanızı yapmak istiyorsanız mutlaka denemelisiniz.

16 Haziran 2017 Cuma

Erkek bebekler için yelek modelleri

Merhabalar,
Bu yazımda anneannelerin ve babaannelerin vazgeçemediği bebek yeleklerinden örmekler vermek istedim😊 Özellikle kış bebekleri için yelek vazgeçilmezdir. Örgü sevenler için elimdeki modellerin fotoğraflarını paylaşıyorum.
 
cepli yelek
 
 
cepli yelek
 
kız/erkek bebek yeleği
 
kız/erkek bebek yeleği
 
saç örgülü bebek yeleği
 
erkek bebek yeleği
 
erkek bebek yeleği
 
fıstık örnekli süveter
 
fıstık örnekli süveter
 

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Hamilelikte Çatlaklardan Korunma Yöntemleri

Merhaba sevgili okurlar,
Bu yazımda sizlere hamilelik döneminde çok sık görülen çatlakları nasıl önleyebileceğimizden bahsedeceğim.
4 aylık bir bebeğim var ve geçen sene hamileliğimin başlarında bu konuyu çok fazla araştırdım. Gerek arkadaşlarımdan gerek doktorumdan ve internet araştırmalarımdan faydalanarak bu sorunu kendimce çözdüm:) Eminim her bayanın hamileyken görmek istemediği bir sorun. Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Yaptığım araştırmalar ve çevremdeki insanlardan aldığım geri dönüşler, çatlakların biraz da yapısal bir sorun olduğudur. Yani her ne kadar korunup, önlemeye çalışsa da yapı olarak buna müsait insanlarda engellenemeyebilir. Biz elimizden gelen önlemleri alarak belki miktarını azaltabiliriz. Tabi burada bahsettiklerimi siz de kendi doktorunuza danışarak uygulamalısınız. Hamilelik hassas bir dönem ve her hamile kendine has bir dönem geçirir. Ama her gün alınacak ılık duş her hamile için faydalı olacaktır.

Ben kendi hamileliğimde uyguladığım yöntemleri üçe ayırdım:
Hamilelik döneminin ilk üç ayı gerçekten çok önemli. Bebeğin sağlığı için bu dönemde annenin çok dikkatli olması gerekir. Hareketler, beslenme ve kullanılan kozmetik ürünler gibi bebeği etkileyecek pek çok unsur var ve annenin bu konularda bilgili ve dikkatli olması gerekir. Bu nedenle doktorumun bana söylediği şekilde ilk üç ayda kozmetik bir ürün kullanmadım. Sadece güvendiğim bir aktardan kakao yağı ve susam yağı aldım. Kakao yağı ve susam yağını sırayla her gün tüm karın bölgeme sürdüm. Bu şekilde ilk üç ayı tamamladım.

İkinci üç aylık dönemde ise yine doktor tavsiyesiyle kozmetik ürün kullanımına başladım. Ben çevremdekilerin tavsiyesiyle Lierac Çatlak önleyici Jel kullanmayı düşünmüştüm. Doktorum da aynı fikirde olunca benim için karar vermek kolay oldu. Epey araştırdım ve memnun kalan kişilerin yorumlarıyla gönül rahatlığıyla bu ürünü kullanmaya başladım.  Ürün 200 ml'lik ve 100 ml'lik tüplerde satılıyor. Ben hamileliğimin sonuna kadar 200 ml'lik 2 tüp kullandım. Sonuçtan çok memnunum. 4. aydan itibaren her gece yatmadan önce tüm karın bölgesine ve kilo artışının olduğunu düşündüğünün tüm vücudunuza uygulayabilirsiniz. Yapışkanlı veya ıslaklık hissi vermeyen, kokusu rahatsız etmeyen ve rahatlıkla sürülebilen bir ürün. Masaj yaparak uygulamaya dikkat edin. Bunun bir faydası da karnınızı ovarken bebeğinizle iletişime geçiyor olmanız:)



Lierac Çatlak Önleyici Jel
Ve son üç ayda daha da büyüyen karnınız karışmaya başlıyor. Artık bebeğin hareketleri çok daha rahat hissediliyor ve sanki karnınızda bir yırtılma varmış gibi hissedebiliyorsunuz:) Bu dönemde karın bölgesinin sürekli nemli tutulması gerekiyor. Bu nedenle artık sadece geceden geceye sürülen Lierac Jel yeterli olmayabilir diye ben bir de Johnson's Baby bebek yağı aldım ve her gün duştan sonra onu da kullandım. Bölgenin sürekli nemli kalmasını ve elastikiyetini korumasını sağlıyor. Böylece hızla büyüyen karnınızda çatlak görme ihtimaliniz azalıyor:)
Benim sizlere önereceklerim böyle. Hamilelik döneminde başka yöntemler uygulamış olanların yorumlarını bekliyorum. Umarım benim gibi sizler de memnun kalırsınız ve vermiş olduğum bilgiler işinize yarar:)

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Saksı sinekleri ve böceklere karşı neler yapabiliriz?

Herkese merhabalar,
Daha önceki yazılarımda sizlerle güzel çiçeklerimi, balkonda yetiştirdiğim bitkilerimi paylaşmıştım. Şimdi de sizlerle kendi yaşadığım bir sorunu ve çözüm yöntemlerini paylaşmak istiyorum.
Bitkiler güzel, uğraşmak keyifli ama her durumda olduğu gibi bitkilerin de ufak tefek sorunları çıkabiliyor. Şu an benim yaşadığım en büyük sıkıntı da minik sineklerin sebep olduğu böcekler:((
Öncelikle bunun sebebinden bahsedeceğim. Yaptığım araştırmalara göre toprağın gereğinden fazla nemli kalması, fazla güneş görmemesi bunun temel nedeni. Bir de sulama suyunun şeker içermesi var tabi. Eğer çiçeklerinizi sularken meyve ve sebze yıkadığınız suları kullanıyorsanız bu sinekler için çok uygun bir üreme ortamı yaratmış olursunuz.
Maalesef benim de başım bu sineklerle dertte. Havaların biraz yağmurlu ve güneşin  de az olması nedeniyle benim de balkonumda sineklenme oldu. Şimdi size benim de uyguladığım ve çözüm bulduğum yöntemlerden bahsedeceğim.

  • İlki arap sabunu ile hazırlanan bir çözelti. 1 yemek kaşığı kadar arap sabununu 1 litre suda çalkalayarak çözdüm. Bunu sprey başlığı olan bir şişe içerinde yaparsanız uygulamanız daha kolay olur. Sineklerin ve ürettikleri böceklerin üzerine spreyle bu sabunlu sudan sıkın. Bitkinin yapraklarına ve gövdesine de uygulayın. Dikkat etmeniz gereken bir nokta uygulama esnasında rüzgarın yönünü dikkate almak gerekiyor. Bir kaç gün sonra sineklerden ve böceklerden kurtulacaksınız.
  • Diğer bir yöntem de sigara külü serpmek. Bulabilirseniz sigara külünü veya sigaranın içerisindeki bitkinin böceklenmiş kısımlarına serpin. Bir miktarda toprağa koyarsanız oradaki haşereyi de yok etmiş olursunuz. Yine kısa bir sürede etkisini göreceksiniz.
  • Son olarak bitkinizi güneşe çıkartın. Gereğinden fazla sulamayın, sulamak için toprağın kurumasını bekleyin. Böceklerden kurtulduktan sonra yine rutin sulamaya devam edebilirsiniz.
Benim sizlere tavsiyelerim bunlar. Umarım sizlerin de işine yarar yöntemlerdir. 
Sevgiler...

Suyun En Sağlıklı Hali

Sıcak havaların gelmesiyle birlikte buzdolabına sürekli su koymaktan bıktınız mı? Suyu sağlıklı ve pratik bir şekilde tüketmek mi istiyorsunuz? O zaman size güzel bir haberim var:, tüm bunları ve daha fazlasını sunuyor. Şirket içinde kullanmak için uzun zamandır kullanışlı (ve sağlıklı) bir Su Pınarı arıyorduk, kararımızı USP 20’den yana kullandık.

Açıkçası bundaki en büyük etkenlerden biri, su pınarının toplam 3 adet musluğa sahip olmasıydı. Muhakkak denk gelmişsinizdir, diğer su sebillerinde biraz soğuk, biraz da sıcak su musluğundan doldurur, “ılık” su elde etmeye çalışırsınız. USP 20’de böyle bir sıkıntı yaşamanıza gerek yok, üçüncü musluk damacanadaki suyu doğrudan (ısıtma/soğutma yapmadan) veriyor ve bu sayede hiç zaman kaybetmiyorsunuz. Aynı şekilde, havaların ılıman olduğu dönemlerde sebili ısıtma ve soğutma özelliklerini tamamen devreden çıkararak da kullanabilir, enerji tasarrufu yapabilirsiniz.
Üç musluğa sahip olması önemli bir avantaj olsa da,  satın alma kararı vermemizdeki tek etken de değildi. USP 20 çok pratik bir model, alt kısmında kapalı bir muhafaza bulunuyor. Bu muhafazaya bir adet damacana koyabilir, damacana değişimi için beklemekten kurtulabilirsiniz. Su tankları paslanmaz çelikten imal edilmiş ve yeni su sebili mevzuatına da uygun. Yani sağlıksız parçalar içermiyor. Saatte 5 litre soğuk, 2 litre sıcak su kapasitesi sunuyor. Suyu 5 derece kadar soğutup, 85 dereceye kadar da ısıtabiliyor. Tasarımı ise sade, kullanışlı ve dayanıklı: Uzun süre boyunca kullanabileceğiniz daha bakar bakmaz anlaşılıyor. https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden 12 taksit fırsatıyla sipariş verebilir, suyu sağlıklı ve pratik bir şekilde tüketmeye siz de başlayabilirsiniz!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

9 Mayıs 2016 Pazartesi

Şifa Kaynağı Elmalı Ihlamur

Merhabalar,
İlkbahar aylarına girmiş olsak da havalar tam olarak ısınmadı. Özellikle son bir haftadır hava durumundaki dalgalanmalar sağlığımız açısından sorunlar yaratabiliyor. Pek çok kişiden duyuyorum uyku hali, yerinden bile kalkmak istemeyecek kadar halsizlik ve boğaz ağrısı gibi ufak tefek sorunlar yaşayabiliyoruz. Önlem olarak yapmamız gerekenleri yerine getirirsek en hafif şekillerde bu sorunları atlatabiliriz.
Halsizlik ve uyku için yapmamız gerekenler bol vitamin almak. Bunun için mevsim meyveleri ve kuru yemişler çok iyi bir çözüm yoludur. Bunun dışında yine pek çok kişide görülen boğaz ağrısıyla başlayan grip için de ıhlamur çok iyi gelecektir diye düşünüyorum. Ihlamur bem vücuda rahatlık verir, dinginleştirir hem de grip için en doğal çözümü nizlere sunar. Ben de sizlerle evde yaptığım Elmalı Ihlamuru  pahlaşmak istedim.

Elmalı Ihlamur


İlk olarak suyu kaynatmaya bıraktım. Su iyice kaynadıktan sonra dilimlemiş olduğum bir bütün elmayı içerisine attım ve bir kaç dakika da bu şekilde kaynattım.
Elmalı Ihlamur


Hafiften yumuşayan elmaların içerisne yeterli miktarda (kişi başı bir tutam) ıhlamuru içerisine ilave ettim. 

Ihlamur


Ihlamurla birlikte 5 dakikda kadar daha kaynatıp demlenmeye bıraktım çayımızı. Kapağını kapatarak buharın içeride kalmasını sağladım. Demlendikten sonra süzerek demliğe aldım ve bir kaç damla limonla birlikte servis ettim. Tatlandırma işlemini ister şeker ister bal ile yapanilirsiniz. Bu çay sadece hasta olunca değil hastalık gelmeden de önlem olarak tüketilmesi gereken bir çay.
Herkese sağlıklı günle dilerim:))

6 Mayıs 2016 Cuma

Peynirli Makarna ve Mantar Sote


Herkese merhaba,
Cuma haftanın son günü... Güzel bir hafta sonuna saatler kaldı ama haftanın yorgunluğu da üzerimizde. Hafta sonu için özel ve farklı yemek planları olanlar (bunlardan biriyim:)) cuma günü için şöyle pratik, doyurucu ve lezzetli bir şeyler hazırlamak ister. Makarna da pratik yemeklerin başknda gelir. Bu nedenle ben de sizlere severek yaptığım makarnamjn tarifini vereceğim. Yanında da mantar sote:))
Bu istirdye makarnaları çok seviyorum. Minik minik ve çok lezzetli. Kişi sayısına göre haşlıyorum. Haşlama işleminin püf noktalarını pek çoğumuz biliriz. İyi kaynamış ve tuzu atılmış bolca  su, taze bir makarna ve doğru pişirme süresi. Yapışkan cinsli bir makarnaysa haşlama suyuna bir kaç damla sıvı yağ damlatabilirsniz. Bir dğer önemli nokta da makarnalar haşlanırken suyun kaynaması hiç kesilmemeli. Böylece tane tane makarnalarımız pişer. Süzgeçten süzüp biraz soğuk sudan geçirince kenarda beklemeye alıyorum makarnalarımı. Tencereye sıvı yağ ve makarnanın olmazsa olmazı tereyağı alıyorum. Üzerne biraz yağlı peynir ve rendelenmiş kaşar peynirlerimin bir kısmını koyuyorum. Eriyen yağda güzelce peynirler de eriyor ve akışkan bir hal alıyor. Üzerne makarnaları ekleyip biraz daha rende kaşar peynir atıyorum. Biaz karıştırıp peynirin her yere dağılmasını sağlıyorum. 3-5 dakika sonra makarnamız hazır:))
Hafif yağda doğranmış mantarlarımı sotelemeye alıyorum ve kapak kapatmadan arada karıştırıyorum. Eğer mantar sotelenirken kapağını kapatırsak suyunu bırakır ve çekmez. Yavaş yavaş pişmeye başlayan mantarlara tuz ve baharatlarını ekliyorum. Ben sade olarak da çok sevdiim için biber ve soğan eklemedim. Tamamen piştikten sonra peynirli makarnamın kenarına veya üzerine alıyorum. Ketçap ve mayonez kullanmaksize kalmış ama oetnir zaten çok güzel bir lezzet veriyor:))
Umarım sizin için de güzel bir fikir olmuştur. Afiyet olsun:))